Dokunursan Dökülür Gözlerim
Çocukluğumun geçtiği şehirdeki bodrum katları gibi şimdi gözlerim.... Birkaç saat girer güneş küçücükpenceresinden, şöyle bir yalar geçer duvarlarını ama yetmez işte.... Her daim ıslak duvarların yaralarını
iyi etmez birkaç saatlik güneş.... Dokunsan dökülür sıvaları... Dokunsan iğrenirsin ıslaklığından....
Üç vaktin uzun olanı kadardır ağlıyordum ben, şimdi en kısası kadar bir süre gözlerime bir parmak ışık
çalıp gitmek olur mu? Deniz yalardı o bodrum katlarını her gün ve her gece.... Şimdi yokluğun öper
gözlerimden... Dur durak bilmeden.... Sana izin vermem gözlerimi öperken- ki kalmış işte aklımın b...
Date: 17 October 2007, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More
Beklemek Bir İmkansızı [ Sam55 ] 17 Ekim 2007
Bir imkansızı
Yorgun soluk bir sokak lambası altında
Yağmur ıslatırken bedenini
Boş gözlerle taradın mı karanlık köşe başlarını
Hala yaşayabileceğin bişeyleri bırakıp aklında
Söylenmemiş bir çift sözün sancısıyla
Bekledin mi hiç
Bekledin mi hiç
Bir imkansızı
Yazlık sinemanın o büyülü ışıl ışıl kapısında
Ferdi Tayfur eşliğinde
Bir ürkek tavşan edasında
Anlında ki teri silecek bir mendil ararken
Neler söyliyeceğini geçirerek aklından
Hala verebileceğin bir demet çiçek ellerinde
Boyalı ayakkabıların,taralı s...
Date: 17 October 2007, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More
Sam55 [Hakan $ahin] Gittin Version 2
bir serçenin avuç içinden aniden
parmakların arasından özgürlüğüne uçması gibi
donup kaldım.
“uçurum sessizliğinde pişmanlığın hareketsizliği”
kendi mağaramda yüreğime damlayan gözyaşı sesi
ve sen hiç bir iz bırakmadın...
“ içimi yakan küllerinden başka”
---
mahkeme kuruldu hemen
çilingir sofrası, seyirciler
ellerim, gözlerim ve tenim şahitler
en iyi avukatları tuttum;
savunma mekanizmam ve bencilliğim
davalı, davacı ve sayın yargıç
pişmanlığım
r...
Date: 17 August 2007, Friday
Comments (0) | Add Comment | More
Sam55 - Hakan Şahin - ACI
Date: 31 July 2007, Tuesday
Comments (1) | Add Comment | More
Sam55 - Hakan Şahin - Aşk Vazgecmeyi Bilmektir.....
Hava kararmak üzereydi. Işık gölge oyunlarının büyüsüne dalmış olan adam saatlerdir o pencerenin önünde oturduğunu fark etti. Şöyle bir etrafına bakındı. Çöp tenekesinin etrafında dolaşan birkaç kedi ve karşıdaki bakkalın çırağı dışında sokakta kimseler yoktu. Çırakta kapının önüne attığı sandalyeye oturmuş ellerini çenesine dayamış öylece anlamsız gözlerle kaldırım taşlarına bakıyordu. Bir şey düşündüğü açıktı. Kim bilir ne düşünüyordur diye söylendi adam. Onun yaşındaki sorunlarını hayal etti. Önemsiz şeylerdi dedi. Çocukça hayal kırıklıkları işte. İz bırakmayan acılar. Oysa şimdi acıl...
Date: 27 July 2007, Friday
Comments (0) | Add Comment | More
AŞIK OLDUĞUN ZAMAN
fark edeceksin...
Sokaga firlayacaksin...
Sokaklar da dar gelecek...
Tipki vücudunun yüregine dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...
Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir
yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir seyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik."
"Yasamak güzel."
"Bos ver, her sey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksin...
Göz yaslarindan etrafi göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az
sonra kollarinda ölmek isteyecek kadar ço...
Date: 18 July 2007, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More
Gittin...
Gittin...Gittin...
Ben arkandan sadece baktim...
Oysa,,, Oysa söylenecek o kadar çok seyim vardi ki...
Gidersen, iyiye dair ne varsa içimde, yitirecegim hepsini.
Gidersen, sönecek içimdeki ates ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen, karanliga mahkum edeceksin gözlerimi, o karanlikta yolumu
kaybedecegim.
...diyecektim sana...
KONUSAMADIM...
Gittin...
Gidisini görmemek için gözlerimi kapadim.
Öylesine acidi ki içim; tutup koparsalardi kolumu, bacagimi bu kadar aci
duymazdim.
Acim yas olup akmaliydi gözlerimden.
AGLAYAMADIM...
Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla sev...
Date: 11 January 2007, Thursday
Comments (0) | Add Comment | More
ATEŞ ile SUYUN hikayesİ
ATEŞ ile SUYUN hikayesİAteş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,hayatıma anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına...
Zamanla su, buhar olmaya,ateş, kül olmaya başlamış.Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...
Ateş kızmış, ateş ...
Date: 11 January 2007, Thursday
Comments (0) | Add Comment | More
Seni özlemenin NE OLDUGUNU bana SOR !!!
Seni özlemeninNe demek olduğunu sor bana,
Yetmiş iki dilde anlatabilirim
Kitabını yazabilirim sayfalarca.
Yalnızlığın rezilliğini
Kokuşmuşluğunu
Ve çıplaklığını da.
Ama hiç kimse
Kavuşmanın güzelliğini
Sormasın bana / anlatamam.
Ben sana hiç kavuşmadım ki!
Bilmiyorum
Dudakların nasıldır.
Sıcak mı ateş topu kadar,
Yoksa soğuk mu
Buza kesmiş bir bardak su gibi?
Kıvrımlarına,
Kırmızı karanfiller mi tutunmuş,
Küle gizlenmiş kor mu var?
Tenime değdiğinde dudakların
Cemre mi düşer bedenime,
Mızrap değen bir saz teli gibi
Titrer mi yüreğim bilmiyorum.
Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!
Bir erkeği sardığında kolların,
Ürkek ceylânlar
Nasıl kurtulur tuzağından?
Dolu yemiş yaprak gibi
Nasıl titrer bir yürek?
Ellerin nasıl okşar bir bedeni,
Goncalar
Nasıl güle döner sıcaklığınla / bilmiyorum.
Hiç sana sarılıp yatmadım ki!
Kısacası:
Tatmadım kavuşmayı / anlatamam.
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.
Anlatabilirim daldaki kuşa / topraktaki solucana.
Yokluğunda yıllardır
Özlemine dayanmayı öğrendim
Yokluğuna katlanmayı
Aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa,
Ustası oldum beklemenin
Tükenmek pahasına.
Ama hiç kimse / kavuşmayı,
İki derenin birbirine karışıp
Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
Sormasın bana ,anlatamam.
Çünkü seninle ben,
Ayrı kaynaktan doğmuş
Sularında hasretleri taşıyan
Başka denizlere koşan iki ırmağız.
Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları
Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız.
İşte onun için
İki dere nasıl karışır birbirine
Nasıl sığar iki nehir bir yatağa /bilmiyorum.
Seninle
Hiç aynı yatakta coşmadım ki!
Sen bana /yalnızca
Ve sadece
Kahpe sensizliği sor
Rezil beklemeyi , özlemeyi sor.
Tanrı şahidimdir
Kurda kuşa
Dağa taşa bile anlatabilirim.
Demem o ki uzaktaki yakınım:
Vuslatlara yabancıyım,
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim......
Date: 11 January 2007, Thursday
Comments (0) | Add Comment | More
YA TUTULACAK KADAR YAKIN OL, YADA UNUTALACAK KADAR UZAK...
Birgün melek ile seytan karsi karsiya gelmisler. Ikiside birbirinin gözlerine
bakip gözlerinde ifadeyi okumaya çalisiyormus. Melek seytanin yüreginde kesin bir
fesatlik oldugunu, seytan ise melegin yüreginin ne kadar temiz oldugunu
biliyormus. O sirada çok güzel bir müzik çalmaya baslamis. Seytan ellerini
melege dogru uzatmis ve;
"benimle dans eder misin?"
demis. Melek bunu duyunca sasirmis, o anda birden elini seytana uzatmis ve
dans etmeye baslamislar.Calan müzik o kadar güzelmis ki ikiside birden
romantik saatlere mahkum olmuslar ve melek biran seytanin içindeki kötü...
Date: 11 January 2007, Thursday
Comments (0) | Add Comment | More
1 2 3 4

